1998 yılında Gallup ve USA Today iş birliğiyle yapılan bir ankette, 1055 Amerikalıya önümüzdeki 27 yıl içinde dünyada hangi gelişmelerin yaşanacağını düşündükleri soruldu. Aradan geçen sürede ortaya çıkan tablo, katılımcıların önemli bir bölümünün bazı küresel dönüşümleri şaşırtıcı bir doğrulukla öngördüğünü ortaya koydu.
1998 yılında Gallup ve USA Today iş birliğiyle yapılan bir ankette, 1055 Amerikalıya önümüzdeki 27 yıl içinde dünyada hangi gelişmelerin yaşanacağını düşündükleri soruldu. Aradan geçen sürede ortaya çıkan tablo, katılımcıların önemli bir bölümünün bazı küresel dönüşümleri şaşırtıcı bir doğrulukla öngördüğünü ortaya koydu.
Ankete katılanların çoğunluğu, 2025’e gelindiğinde ölümcül yeni bir hastalığın ortaya çıkacağını öngörürken, COVID-19 pandemisi bu beklentiyi gerçeğe dönüştürdü. Yine katılımcıların önemli bir kısmı, ABD’nin ilk siyahi başkanını seçeceğini tahmin etti; bu öngörü 2008’de Barack Obama’nın seçilmesiyle doğrulandı.
Ankette dikkat çeken diğer doğru tahminler arasında, hekim destekli intiharın yaygınlaşması, uyuşturucu kullanımının artması ve AIDS’in tamamen olmasa da tedavi edilebilir bir hastalık hâline gelmesi yer aldı. Günümüzde bazı ABD eyaletlerinde ve Kanada’da bu uygulamaların yasal hâle gelmesi, tıbbi ve etik tartışmaları da beraberinde getirdi.
Katılımcılar ayrıca, alışverişin büyük ölçüde internet ortamına taşınacağını ve ABD’nin tam ölçekli askeri çatışmalara dahil olacağını öngördü. Son yıllarda ABD’nin doğrudan veya dolaylı olarak yer aldığı savaşlar ve vekâlet çatışmaları, bu tahminlerin gerçekleştiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Öte yandan ankette, gerçekleşmeyeceği doğru şekilde tahmin edilen gelişmeler de bulunuyor. Katılımcıların büyük bölümü, toplu taşımaya kitlesel bir geçiş yaşanmayacağını, insan klonlamasının yaygınlaşmayacağını ve uzay yolculuğunun sıradan Amerikalılar için erişilebilir olmayacağını ifade etti. Nitekim uzay turizmi bugün yalnızca sınırlı bir kesime hitap ederken, geniş kitleler için ulaşılabilir olmaktan uzak.
Ayrıca, insanların uzaylı yaşam formlarıyla temas kuracağı yönündeki beklenti de çoğunluk tarafından reddedilmişti. Bugüne kadar bu yönde doğrulanmış bir temas gerçekleşmiş değil.
Bu sonuçlar, kamuoyunda “kolektif öngörü”, “toplumsal sezgi” ve “kendini gerçekleştiren kehanet” gibi kavramların yeniden tartışılmasına yol açtı. Bazı yorumcular, anket sonuçlarının toplumsal eğilimlerin doğal bir yansıması olduğunu savunurken, bazıları ise ekonomik, siyasi ve medya gücünü elinde bulunduran aktörlerin uzun vadeli senaryoları şekillendirdiği görüşünü dile getiriyor.
1998’de yöneltilen soruların 2025’teki karşılıkları, geleceğin ne ölçüde öngörülebilir olduğu ve bu öngörülerin ne kadarının yönlendirildiği sorusunu gündemde tutmaya devam ediyor.