Budapeşte Belediyesi, Moody’s tarafından 'çöp' seviyesine indirildi ve yeni not indirimleri ihtimaliyle izlemeye alındı. Karar, liberal belediye başkanının yönettiği başkent ile Başbakan Orban hükümeti arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi. Bu durum borçlanma maliyetlerini artırabilir.

Orban hükümetiyle finansman krizi derinleşen Budapeşte Belediyesi'nin kredi notu 'çöp' seviyesine düştü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Budapeşte’nin kredi notunu “çöp” seviyesine düşürdü. Kararda, Macaristan’ın başkentinin kısa vadeli kredi riskinin likidite baskısı ve ulusal hükümetle süren kurumsal anlaşmazlıkla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
 
Moody’s yaptığı açıklamada, “Moody’s Ratings bugün Budapeşte Belediyesi’nin Temel Kredi Değerlendirmesini (Baseline Credit Assessment) baa3’ten ba1’e, uzun vadeli ihraççı kredi notlarını (yerel ve yabancı para cinsinden) ise Baa3’ten Ba1’e düşürmüştür. Aynı zamanda notlar, ilave bir not indirimi olasılığıyla izlemeye alınmıştır,” ifadelerine yer verdi.
 
Budapeşte’nin notunun Ba1’e düşürülmesi, kentin yatırım yapılabilir seviye dışına çıkması anlamına geliyor. Bu durum, daha yüksek kısa vadeli kredi riskine işaret ederken, borçlanma maliyetlerinin de artmasına yol açabilir.
 
Buna karşılık, diğer büyük Avrupa başkentleri yatırım yapılabilir seviyede yer almaya devam ediyor.

Paris’in uzun vadeli ihraççı kredi notu A+/A-1 düzeyindeyken, Berlin’in yerel yönetim uzun vadeli kredi notu Fitch ve Scope tarafından AAA, Moody’s tarafından ise Aa1 olarak değerlendiriliyor. Bu notlar, çok düşük kredi riskine ve güçlü kurumsal desteğe işaret ediyor.
 
Budapeşte’nin Ba1 notu ise kenti, Batı Avrupa’daki büyük belediyelerin çoğunun gerisine düşürüyor.
 
Bu da Moody’s’e göre mevcut koşullarda Budapeşte’nin Paris ve Berlin’de görülen daha güçlü ve öngörülebilir kredi profillerine kıyasla belirsizliklere daha açık olduğunu gösteriyor.
 
Belediye başkanına göre Orban başkenti sıkıştırmaya çalışıyor
Budapeşte’nin liberal belediye başkanı Gergely Karacsony ile Macaristan’ı yöneten Fidesz Partisi arasında, kentin nakit akışını doğrudan etkileyen sert bir mali anlaşmazlık yaşanıyor.
 
Karácsony, göreve geldiğinden bu yana ulusal hükümetin devlete ait transferleri azalttığını ve kaynakları başkentten başka yerlere yönlendirdiğini defalarca dile getirdi.
 
Yerel yönetimlere yönelik devlet finansmanının ülke genelinde ortalama yüzde 20, Budapeşte özelinde ise yaklaşık yüzde 30 oranında kesildiğini savunan Karácsony, bu durumun olağan finansman sistemi kapsamında kente otomatik olarak aktarılan kaynakların azalması anlamına geldiğini söyledi.
 
Karácsony ayrıca, hükümetin kentin yasal olarak hak kazandığı bazı ödemeleri de yapmadığını belirtti.

Bunlar arasında, başkentin simgelerinden Zincir Köprü’nün yenilenmesi ya da yeni troleybüs alımları gibi projeler için kararlaştırılan sübvansiyonlar da bulunuyor. Belediye başkanına göre bu durum, kentin mali durumunu daha da zorladı.
 
Karácsony, Budapeşte’nin merkezi bütçeye ödediği “dayanışma katkı payı”nın da keskin biçimde artırıldığını ve daha önce yerel yönetimler için ayrılan fonların bu yolla telafi edildiğini söyledi. Bu artışın, kentin beklediğinden daha az gelirle kalmasına yol açtığını ifade etti.
 
Macaristan’da Dayanışma Katkı Vergisi, mevcut haliyle 2019’da yürürlüğe girdi. Amaç, gelirleri daha yüksek olan belediyelerin, mali açıdan daha zor durumdaki yoksul belediyeleri desteklemesini sağlamak.
 
Katkı payının tutarı, yerel yönetimlerin vergi gelirleri ve diğer kazançlarına göre belirleniyor; gelir arttıkça merkezi bütçeye ödenen miktar da yükseliyor.
 
Hükümet ise belediyenin anlatımına itiraz ediyor.
 
Başbakan Viktor Orban, Budapeşte’deki muhalefet yönetimini mali kötü yönetimle suçlarken, Macaristan’ın en zengin bölgesi olan başkentin, daha yoksul belediyeleri desteklemek için daha yüksek dayanışma katkıları ödemesi gerektiğini savunuyor.

Orbán, devletin Budapeşte’ye “her türlü yardımı” sağlamaya hazır olduğunu, gerekirse kamu sektörü maaşlarını bile karşılayabileceğini söyledi. Ancak bunun için kentin resmen iflas riski bulunduğunu kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
 
Kent yönetimi ise böyle bir adımın, mali yapının merkezi hükümetin kontrolüne geçmesi anlamına geleceğini belirtiyor.
 
'Hükümetin önünde diz çökmeyeceğiz' 
Yaz aylarında başkent yönetimi, Devlet Denetleme Ofisi’nin (ASZ) Budapeşte Belediyesi’nin faaliyetlerini incelemesini kabul etti. İncelemenin sonuçları eylül ayında yayımlandı.
 
ASZ raporunda, 2020’den itibaren Covid-19 pandemisinin yol açtığı ekonomik zorluklara ek olarak enerji fiyatlarındaki artış ve yükselen enflasyonun yanı sıra, hükümet tarafından getirilen artan bütçe ödeme yükümlülüklerinin de başkentin mali durumunun giderek kötüleşmesine katkıda bulunduğu kabul edildi.
 
Bu yükler arasında en büyüğünün, Karácsony’nin yıllardır itiraz ettiği ve bu yıl 89 milyar forinte (230,5 milyon euro) ulaşan dayanışma katkı payı olduğu belirtildi.
 
Aralık ayının başlarında yapılan belediye meclisi toplantısında konuşan Karacsony, “Paramızı geri almak için hükümetin önünde diz çöküp el öpmeyeceğiz,” dedi.

Merkezi hükümetle yaşanan bu restleşmenin, Budapeşte’nin yılı 33 milyar forint (85,5 milyon euro) açıkla kapatmasına yol açabileceği ifade ediliyor.
 
Bu durum ise hukuken sorun teşkil ediyor. Macaristan’ın kamu maliyesi sistemi uyarınca, belediyelerin ulusal hükümetler gibi sürekli bütçe açığı vermesine izin verilmiyor.
 
Bu kural, 2010–2014 döneminde birçok yerel yönetimin büyük borçlar biriktirmesi ve devletin daha sonra bu borçları üstlenmek zorunda kalmasının ardından özellikle sıkılaştırıldı.
 
O tarihten bu yana Macar hukukunda yerel yönetimler için “dengeli bütçe” ilkesi esas alınıyor; buna göre şehirler yalnızca garanti edilmiş gelirlerle ya da onaylanmış borçlanmayla tamamen karşılayabilecekleri harcamalara taahhütte bulunabiliyor.
 
Günlük nakit yönetimi dışında yapılacak her türlü borçlanma ise merkezi hükümetin açık onayını gerektiriyor.
 
Budapeşte yönetimi, açık riskinin aşırı harcamadan değil; geciken ya da ödenmeyen devlet transferleri ile merkezi bütçeye yapılan zorunlu ödemelerin artmasından ve kentin hükümet onayı olmadan serbestçe borçlanamamasından kaynaklandığını savunuyor.

OGÜNhaber