Rüyalar herkes tarafından görülse de, iyi ve kötü rüyaların sıklığı kişiden kişiye önemli farklılıklar gösteriyor. Bilimsel çalışmalar, özellikle kabusların yaş, cinsiyet, stres düzeyi, travma geçmişi ve ruh sağlığıyla yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Rüyalar herkes tarafından görülse de, iyi ve kötü rüyaların sıklığı kişiden kişiye önemli farklılıklar gösteriyor. Bilimsel çalışmalar, özellikle kabusların yaş, cinsiyet, stres düzeyi, travma geçmişi ve ruh sağlığıyla yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Epidemiyolojik araştırmalar ve meta-analizlere göre, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan bireylerin yaklaşık yüzde 80’inde sık kabus görülüyor. Anksiyete, depresyon, borderline kişilik bozukluğu ve şizofreni gibi ruhsal rahatsızlıklarda da kabus sıklığının belirgin şekilde arttığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre travma geçiren çocuklar — özellikle savaş, göç veya istismar deneyimi yaşayanlar — daha fazla olumsuz rüya görüyor. Bu durumun, beynin tehdit algısı ve stresle başa çıkma mekanizmalarıyla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
Araştırmalar ayrıca düşük sosyoekonomik koşullar, kronik uykusuzluk, bazı ilaçlar ve madde kullanımının kabusları artıran diğer faktörler arasında yer aldığını gösteriyor.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, sık kabus görmenin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık açısından da risk oluşturabileceğine işaret ediyor. Bulgulara göre, özellikle orta yaş ve üzeri erkeklerde sık kabus görme durumunun demans riskini yaklaşık beş kat artırabildiği ve erken ölüm riskiyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.
Bilim insanları, kabusların ciddiye alınması gereken bir belirti olabileceğini vurgulayarak, sürekli tekrar eden kabusların ruh sağlığı değerlendirmesi gerektirebileceğine dikkat çekiyor.