İki hukuksuzdan hangisi baskın çıkacak? Trump mı Hameney mi?

İran konusunda iki benzer güç karşı karşıya…
Biri Trump diğeri Ayetullah Hameney.
Diğer bir deyişle; Amerika-İsrail ve İran’ın dini liderliği karşı karşıya…
Benzer derken de kastım şu:
Her iki tarafın da “uluslararası hukuku tanımam. Hukuk benim vicdanımdır” demesi.
Peki, bu koşullarda iki hukuksuzdan hangisi galebe çalacak?

Arkadaşlar!
Öyle görünüyor ki ve hatta kuvvetle muhtemel ki Trump ve dolayısıyla İsrail baskın gelecek.
Öngörülerim/okumalarım ve kimi Amerikalı tanıdıklarla istişarelerim çerçevesinde tespitim şu:
İran’da, Mollalar Rejimini devirmek veya etkisizleştirmek için ihtiyaç olan en önemli husus Devrim Muhafızları içinde yaratılacak fikir ayrılığıdır.
Bunun görünür olmasına da gerek yok.
Hatta bilinmemesi ve görünür olmaması Amerika ve İsrail açısından daha müreccah.
Bu bağlamda, Amerika ve İsrail’in İran Devrim Muhafızları içinde etkili ve kilit roldeki birkaç generali/ismi yanlarına çektiğini düşünüyorum.
Ki, duyumlarım da bu minvalde…
Komplo teorisi gibi gelebilir ama size daha ileri bir şey söyleyeyim:
Göstericilere karşı rejimin şiddetinin artırılmasını da teşvik eden yahut Dini Liderliğe gösterilerin şiddetle/tavizsiz ve en ölümcül şekilde bastırılmasını da telkin eden bu isimler veya generallerdir.
Çünkü gösterileri bastırmak için rejimin şiddete başvurması hem göstericileri daha da tahrik edecek hem de Trump’ın beklediği ve istediği müdahale zeminini oluşturacaktır.

Türk televizyon, gazete ve sosyal medya platformlarında “gösteriler Amerika ve İsrail’in tahrikleriyle yapılıyor. CIA ve Mossad ajanları göstericiler arasında cirit atıyor. Bu bir Amerikan emperyalizmi ve İsrail kötücüllüğüdür” gibi sübjektif/hissi/duygusal yorumlar işitiyor ve fiili duruma dair, birkaçı hariç objektif bir tespite pek rastlamıyorum.
Yani malumu ilam kabilinden, yani herkesin bildiğini söylemekten, yani süreci değerlendirmek yerine duygusal paylaşımdan başka nedir bunlar Allah aşkına!

Arkadaşlar!
Orta bir öğrencisine bile sorsanız, İran’da olanlarla ilgili Amerika ve İsrail parmağını olduğunu zaten söyler.
Hal, ahval ve realite böyleyken koca koca yorumcular/siyaset bilimciler ve uluslararası ilişkiler uzmanları/İran analistleri sabahlara kadar vitrinize şehvetin esiri şekilde mangalda kül bırakmıyor.
Ama bırakın bir şeyleri değiştirebilmeyi, dinleyicinin doğru bilgilenmesini bile sağlayamıyorlar.
Adeta herkes, gazetemiz yazarı Erkan Yılmaz’ın yazılarında birkaç defadır bahsettiği gibi, oturan boğa şeklinde boş atıp dolu tutma hayaliyle “Allah Amerika ve İsrail’i kahr-u perişan edecek” temennisiyle Ebrehe’nin Fil ordusunu helak eden Ebabil Kuşlarının mercimek büyüklüğünde taşlarla gelmesini bekliyor.
Ben de Yılmaz’la aynı fikirdeyim; çok beklersiniz ve objektif bir yorum yapmaktan bile acizken daha çok bekleriz!

Arkadaşlar!
Dün Almanya Şansölyesi Merz’in de dediği gibi “İran Rejiminin sonu geldi.” Amerika ve Trump, şimdilerde, bir öyle bir böyle konuşarak zemin hazırlıyor/zaman kazanıyor ve sadece kendilerince belirledikleri vakti bekliyor.
Önümüzdeki günlerde İran’da yönetimsel ayrışma ve çatlaklar iyice su yüzüne çıkıp görünür hale gelince ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.
İnanın ki Devrim Muhafızları ve Dini Liderlik Yönetiminde, öyle umulmadık isimler/beklenmedik komutanlar saf değiştirecek ki; hepimiz “ya bu adam düne kadar göstericilere karşı en şiddetli pratikleri öneren isimdi” diye şaşkınlık yaşayacağız.

Şunu da belirteyim;
İran yönetimi içinde olayları doğru okuyan/gidişatın vahametini samimi olarak görüp ıstırap hisseden kişi “Dış güçleri kötülemekle çözüm değil. Halkımız sokaklarda ise hatayı kendimizde aramalıyız” diyen Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dır.
Yarın-birgün, İran’da yeni bir siyasi durum ortaya çıktığında Pezeşkiyan’ın Amerika ile iletişim konusunda çok farklı bir rol üstlendiğini görürseniz şaşırmayın derim.
Amerika’da yaşayan Rıza Pehlevi isminin gündeme gelmesi ve bazı gösterilerde adının anılması bir yanıltmacadan ibarettir.

Sonuç:
Bazıları, “İran’da böylesi gösteriler hep oldu. Neredeyse son 20 yılda on defa oldu ve hatta daha büyükleri de oldu ama sonunda sönümlendi/Rejim ayakta kaldı” diye bilindik/klasik ve ezber yorumlar yapıyor.
Ama emin olun ki bu defa durum farklı ve başka. 10 defa sonuç alınmaması, on birincisinde sonuç alınmayacak demek değildir.

Şunu da unutmayın:

Tüm bu olanlar ve olaylar bağlamında Amerika’nın İran konusunu bu denli ciddi gündeme almasına rağmen, Mollalar Rejimi İran’da hala aynı güç ve etkinlikte yönetimde kalacak olursa bu durum Trump’ın küresel krallık prestijine halel getirecektir.
Ki buna, ne Trump ne de İsrail müsaade edecektir.
O yüzden, bu sürecin sonunda İran Rejiminin ayakta kalacağına veya sembolik olmaktan öteye geçeceğine ihtimal vermiyorum.
Daha önce de söylediğim gibi; Amerika’nın İran’da yeni bir yönetim ve istikrar gibi bir hedefi yok. Bilakis tam tersi; temel stratejisi kaotik bir zeminin başlamasıdır.

Bitirmeden bir durumu daha netleştireyim:
Bazıları, Ortadoğu başta olmak üzere neresi olursa olsun Amerikan müdahalesinin istikrarsızlık/kaos ve iç çatışmadan başka bir şey getirmediğini söylüyor.
Çok da doğru bir tespit.
Ama bir şeyi unutuyorlar: Amerika’nın bölgemize veya başka herhangi bir coğrafyaya istikrar getirmek gibi bir hayali/hedefi ve planı yok ki… Tamı tamına hedefi istikrarsızlık/bölünmüşlük/kaos ve kargaşadır.
Bu tespitten hareketle;
“İran karışması bölgedeki hiçbir ülkenin karışmasına benzemez” diye rezerv koyanlara diyorum ki; Amerika ve İsrail’in amacı en büyük kaleyi düşürmek ve bölgeyi iyice istikrarsızlaştırarak kaos içinde kendi düzenlerini yaratmak/menfaatlerini maksimize etmek ve bölge halklarının birbirini yemesini keyifle izlemektir.
Çünkü bu durum ve tablo Güç ve Akıl Sahiplerinin Yeni Dünya Düzeni planının bir etabının bitişi yeni bir etabının başlangıcı demektir.
İşte tam bu noktada, yani etap başlarken; Trump’ın da, Netenyahu’nun da, hatta Putin’in de, hatta ve hatta bazı Avrupa ve Ortadoğu ülke liderinin de misyonu tamamlanmış olacak ve belki de ya bir suikasta uğrayacaklar veya zorunlu emekli edilecekler yahut da bir hapse tıkılacaklardır.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.

OGÜNhaber