“Beyin uyuşturucu-Akıl susturucu” operasyonlar
Uyuşturucu Operasyonları…
Gerçekten de,
“Beyin Uyuşturucu-Akıl Susturucu” operasyonlar…
Adeta,
“Kapıldım gidiyorum/Medyanın rüzgarına” havasında ve Brezilya dizisi tadında…
Kim kullanmış, kim satmış, kim kolaylaştırmış; ne önemi var ki…
Medya mahkemesi devrede,
Ve,
Gözaltı-tutuklama toto başladı bile…
Adeta “kim en fazla tutuklamayı doğru bilecek” açık artırıma bile geçildi.
Şamil Tayyar’ın dediği mi, Cem Küçük’ün söylediği mi?
CNN Türk’ün iddiası mı, A Haber’in tefrikası mı?
Yoksa,
Abdulkadir Selvi’nin suret-i haktanlığı mı, Ahmet Hakan’ın “kurt bulanık havayı sever” kabilinden sergilediği Coşkun/luk mu?
Bu arada,
Kurt deyince aklıma geldi de: macera devam ederken Bozkurtlar diyarı, hem tedirgin hem de dahili ve harici temaşadalar …
Sessiz ama derinden derine,
“Operasyonlar eğer bize dokunursa operayı yıkarız valla” havasındalar…
Ama şimdilik,
Ulumasalar da; Bozkurtlar hala Allahuekber dağlarındalar…
Neyse,
Konumuza dönelim:
Bugün-yarın,
Yasadışı bahis sitelerinde “falanca isim tutuklanır mı tutuklanmaz mı” diye de bahis açılırsa hiç şaşırmayın.
Çarşı öyle bir karışmış ki,
Sanki,
Annelerin çocuklarıyla oynadığı parmak oyunu oynanıyor:
“Buraya bir kuş konmuş…
Bu tutmuş,
Bu ayıklamış,
Bu pişirmiş,
Bu yemiş…
Bu daaa… Akşam işten eve gelmiş; hani bana hani bana demiş..."
Sanki,
Uyuşturucuya öyle uzak, öyle yabancı, öyle mesafeli bir ülkeyiz ki herkes cips reklamı çeviren Cem Yılmaz olmuş ve diyor:
“Komserim/Savcım!
Satıcı değil yiyiciyiz biz…”
Ve sanki ,
Uyuşturucu denilen musibet,
Deprem gibi bir anda yaşadığımız bir felaket ve biz de, hem büyük bir şaşkınlıktayız ve hem de asrın mücadelesine girişmişiz…
Ama,
Öyle veya böyle,
Şöyle veya ne söylersen söyle; ne önemi var ki…
Boşver…
Ekmeğimizin peşindeyiz abiii… Ganimetler muzaffer olanlardan yana…
Uyuşturucu çekenlere ve hatta çekmeyenlere bile çektirilenlere bak ve “düzen” üzerinden oluşan düzenin keyfine bir cigara yak…
Uyuşturucu bahane toplumsalın beyin uyuşması şahane…
Fedadır her şeyimiz magazine…
Candır magazinelite…
Eminim,
Müge Anlı programının bile reytingi düşmüştür…
Enflasyon mu?
Asgari Ücret’in çok asgari kalması mı?
Pahalılık mı? Gelir dağılımı bozukluğu mu?
—Ya bırak be kardeşim!
Bunlar fani şeyler… Hepsi geçer… “Rabbim” sabredenlerle beraber…
Sen de sabret; ahirette, altından ırmaklar akan köşkler seni bekler…
—Aman be Ali Rıza Bey!
Güzel güzel beynimiz uyuşmuşken bunları da nerenden çıkartıyor, ağzımızın tadını bozuyorsun!
Bak bak…
BEla CüRümeysa’nın telefon arşivinden neler çıkmış neler…
Kızcağızın başına neler neler getirmişler…
Sanki,
Koca/man bir taş ocağını üzerine devirmişler…
—Gerçi,
O da az değilmiş yani… Elinde telefon sepeti her harman yerinde maşallah ayak izi…
Ama,
Bilemeyiz tabi,
Görev aşkı; belki onun görevi de o idi…
Şunu da söylemezsem olmaz:
Her bir yerden pislik saçılıyor. Tuttuğun yer ele geliyor. İslamcısı Seküleri adamlık pazarlıyor.
Ama,
Ben de dahil hemen herkesin öne çıkarttığı figür Ela Rümeysa Cebeci.
Bir kadın…
Duygu Asena, “Kadının Adı Yok” demişti; burada ise kadının adı var ama “erkeğin elinin kiri…”
Adı var ama itibarının önemi yok.
Hatta,
Adı öyle var ki; isnat edilen cürmün asıl faili erkeklerin, hiç adı yok ama hala itibarı çok.
Peki,
Bu kadın da, Mehmet Akif Ersoy veya adı geçen diğer erkek türleri kadar bir ananın-bir babanın evladı değil mi?
Soruşturmaya konu erkeklerin ailelerinin bir mahremiyet/lekelenmeme hakkı var da bu kadının ve ailesinin yok mu?
O halde,
Ela Rümeysa’nın suçu ne?
Yani yani yani?
Adı “Uyuşturucu” olan bir operasyon oluyor.
Ama,
Kim yaptırıyor? Yapan niçin yapıyor?
İktidar neden sakınmacı davranıyor? Muhalefet ne yapıyor?
Kim kimi kullanarak kimler üzerinden kimlere vuruyor ve kimleri tasfiye etmeye çalışıyor?
Çorap söküğü gibi;
Çektikçe geliyor, geldikçe uzuyor, uzadıkça genişliyor.
Acaba,
Vakti zamanında,
Kenan Evren’e “bir sağdan bir soldan asın; denge olsun” dedirten o birisi, burada da, iti öldürtene mi sürütüyor yoksa?
Acaba,
Son kertede,
O birisi, “tencereyi kirlettiniz/bye bye hepiniz” diyerek operasyon çekenlere de operasyon çekerek “dü zen”e yenildiniz deyip düzeni sil baştan mı düzenleyecek?
Sanki,
Güncellenmiş, kapsamı genişletilmiş, restore ve modifiye edilmiş bir Ali Kalkancı/Müslüm Gündüz süreçleri yaşanıyor.
Görünürde,
28 Şubat mağdurlarının yaşattığı yeni nesil ve biraz da muhafazakar mahalle tandanslı bir operasyon süreci gibi…
Ama,
Gerçekten öyle mi?
Yoksa,
Aslında operasyon yiyen muhafazakar mahalle ve iktidarın kendisi mi?
********
Asgari Ücret
Açıklandı; 28.075 TL…
Harca harca bitmez…
İktidar harici herkes memnuniyetsiz, iktidar ise her zamanki gibi vakur ve maksimize sorunlara odaklı…
Tıpkı şu misal:
“Bir iyi giyimli bir de hırpani kılıklı iki kişi…
Camide yan yana denk gelmişler ve dua ediyorlar…
İyi giyimli olan:
“Allah’ım! Falanca milyon dolarlık ihaleyi bana nasip et!”
Hırpani kılıklı olansa:
“Allah’ım! Ne olur bir ayakkabı parası!”
Fakirin duasını duyan iyi giyimli adam, biraz da kızgın şekilde fakire döner ve der ki:
“Al şu iki yüz lirayı… Git kendine bir ayakkabı al ve Allah’ı böyle ufak-tefek işlerle meşgul etme!”
Popülerize İsim ve Kavramlar
Operasyon… Soruşturma…
Uyuşturucu… Fuhşiyat… Bahis… Kara para…
Mehmet Akif Ersoy… Ela Rümeysa Cebebi… Sadettin Saran…
Futbol Federasyonu… Fenerbahçe…
Fenomenler…
Gözaltı… Tutuklama… Savcılık… Mahkemeye sevk…
Adli Kontrol… Yurtdışı çıkış yasağı… Karakola imza…
Uyuşturucu kullanma, temin etme… Uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma…
Test… Kan ve idrar testi… Saç kılı testi…
Pozitif test sonucu…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

egemen